Saturday, November 13, 2010

Tonozlu

Tonozlu bir mantığın var nasılsa, Mecidiyeköy sırtlarında bir yerde okulun oralarda, aluminyum korkuluğa tutunursun selde geri sayım başladığında.

06.10
13 Kasım 2010
Cumartesi

Friday, November 12, 2010

3.41

3.41 olacaksa adı örneğin, ipte çalışıyordur Ata'sının görevine.

Sunday, November 7, 2010

5000

5000 sadece intikamın adı mı sandın?

Daha sarımsaklar, sandıkta çeyizlerler ve saçı bitmedik yetimlerin oy hakkı var sırada.

Friday, November 5, 2010

Drippin' blood. Swearin' shit.

You rusted my diamonds
all my life.

Anyway. Anyhow.

The milk has soured.
The meat's gone bad.
The bread's been stale.

Don't tell me how,
tell me when.

DB

Didar Benktaş gorillere Ovid okurken yakalandığında, kontes daha sokağa çıkmamıştı.
Ve saat 16.21 idi.

Friday, October 22, 2010

43

Ente Barente gölünün 43 kadem hicabında,
Hindenburg'dan düşürülmüş bir gümüş kalem
duruyor.

Yazdıklarından ayrı, yazamadıklarından uzakta.

Ah etmeyi bilse Herr Dunkell,
Katrina'nın yanında yattığı mezarından,
demez mi bana,
Ulan Mensch! Hindenburg kaç sefer yaptıydı?
Hangisine bindiydim de düşürdüydüm Meisterstück'ü?
Sana mı kaldı Ah ettirmek?
Katrina kim sana ne?

Thursday, October 21, 2010

Kuştluk etme emice, dime öyle.

Kuşluk vaktini sevin buyurmaz mı Kuvvacı Fikri
bir gün? O gün
kurudu suyu günbatımı rakılarının.
Elyevm zeytinin ezildi ruhu bir tuhaf çekirdek üstünde
de, içini yalmavuz ecinniler bastı bastı ezinenin.

Olup olup bitmezken bunların envai çeşit türü, günler günü
bir gün Kuvvacının nuru çerkez karı kayıp kırdı çarşıda leğenini.
Yattı boydan boya -havvanın olmasın varsın- ademin çamurunda
oysa kuşluk vakti çıkmıştı yazık hamamdan boydan boya yunup bir güzel
boydan boya yatası Kuvvacınan, de işte olmadı.

Olmadı Çerkezin çocuğu çocuğu dolayısıyla olmadı Kuvvacının
boydan boya kırık leğenden yatsa yatsa bile boydan boya
hangi kuşluk vakti, rakısız elbet çünkü etmez fark olsa da rakılı.

Günbatımı rakısı! Ey! Nelere kadirsin, fikrisin, çerkezsin bile,
belki tatar. Keşke tatar hem de özellikle.

Kuvveden fiile derler değildir emme öyle.
Belki hem de
Kuvvadan Fikre, Fikriye
olsadır acep?

Wednesday, October 20, 2010

Küstükür

Errefin kınçı çaka çuka çırtınır dururdu.
Elindeki araka hiç mi hiç olmazdı salçalı şöyle ekmek atmalık, gömleğine sıçratmalık artı pilav ve artı cacık tabii ki yemek. Öğlene veya akşama ya da veyahut sahurda.

Niye şaştırdınız e mirim? Genilip ürkülünç zıprattırank ?

Ya havle turbaşank.

Ooo, hoooo,hooo.

Nooo. Xmas, michaelmas.
Ve dahi Necdet Elmas.
Türkiyenin ve Balkanların ilk gansteri.

İşte bu, işte böyle.

Hadi sen de söyle.

Merih

Kızıl kaşlarını pardon taşlarını çatırdatarak baktı ve
"Ayaklarını sürüyorsun ve ay tozlarını kaldırıyosun" dedi.
Merih Mars olalı böyle tırsmamıştı.

Sinir

Sınırlarımı bozma benim, tamam mı?