bıraksalar uzunlamasına Emin abi,
şöyle döksüntü, ne bileyim,
ardından girse de levazım bekir onca mücadeleye
ah o hergele...
ah Emin abi.
Friday, November 30, 2012
Monday, November 19, 2012
Sunday, November 18, 2012
Tuesday, November 13, 2012
Yoktu, vardı
Yapacak hiçbir şey yoktu.
Yok, yok, vardı!
Vardı varmasına da,
var olması ya da olmamasıydı
bütün mesele.
Yok, yok, vardı!
Vardı varmasına da,
var olması ya da olmamasıydı
bütün mesele.
Sunday, November 11, 2012
Hemerkümp
Pabliksa işlere kafayı takmama kararını almıştın bir kere.
Hemerkümp ne işti peki?
Erken dönenlerin, erkek dönmelerin, er geç döneklerin kemer kısma politikası gereği
bir manevra, çoğu kez bir womanevra idi. Hatta Nevrasteni kurbanlarına 'Nevra ablanız size kurban olsun' kartpostalı tasarlamıştık da içinde postal geçiyor ayıp olur diye karttırdı gittiydi.
Ulan allah sizin belasını versin be.
Selamün kavlen ve selamün aleyküm. Aleyhen. A lay hen. Chicken yani. Yumurtluyor.
Tüh.
Hemerkümp ne işti peki?
Erken dönenlerin, erkek dönmelerin, er geç döneklerin kemer kısma politikası gereği
bir manevra, çoğu kez bir womanevra idi. Hatta Nevrasteni kurbanlarına 'Nevra ablanız size kurban olsun' kartpostalı tasarlamıştık da içinde postal geçiyor ayıp olur diye karttırdı gittiydi.
Ulan allah sizin belasını versin be.
Selamün kavlen ve selamün aleyküm. Aleyhen. A lay hen. Chicken yani. Yumurtluyor.
Tüh.
Thursday, November 8, 2012
Düşleri mi söndürdün?
Birden karardı ortalık.
"Ne oldu, düşleri mi söndürdün?" diye sordum.
"Hayır," dedi İsmail, "benim adım Orhan."
"Ne oldu, düşleri mi söndürdün?" diye sordum.
"Hayır," dedi İsmail, "benim adım Orhan."
Monday, November 5, 2012
İklim
...hümkürdü Hümkürdar efendimiz.
Kırağılar inmediydi daha pırasalara.
Babannem yedirmezdi de yapmazdı yemeğini inmedikçe.
...hümküranlığının hükmü kırağı inmez ülkelere de ulaştıysa
efendimiz Hümkürdarımızın, eşeklere kalacaktır da pırasalar,
sonradan olma Arnavutlaşma eğilimleri karakaçanların belki dilcilere
belki dilimcilere (salamcılara) dert olacaktır.
Hah, belki hükmen yenik ilan eder de iklimleri, toptan çözer bunu.
(Velakin, iklim lafının o devir karşılığı nedür?)
Kırağılar inmediydi daha pırasalara.
Babannem yedirmezdi de yapmazdı yemeğini inmedikçe.
...hümküranlığının hükmü kırağı inmez ülkelere de ulaştıysa
efendimiz Hümkürdarımızın, eşeklere kalacaktır da pırasalar,
sonradan olma Arnavutlaşma eğilimleri karakaçanların belki dilcilere
belki dilimcilere (salamcılara) dert olacaktır.
Hah, belki hükmen yenik ilan eder de iklimleri, toptan çözer bunu.
(Velakin, iklim lafının o devir karşılığı nedür?)
Thursday, August 30, 2012
Tahta parçalarından kıymık batar aman ha
İldenhuş Eren Köse, tahta parçalarıyla oynama aşkı yüzünden iltahaplanan işaret parmağını bir Salı sabahı kaybetti. Yerel aneztezi ile olacağım diye tutturduğu ameliyatı öyle yapmayı reddetti doktorlar. Ayılmaya başladığında "hiber, estermin, eklenek, ebir ebir ebir..." gibi kimsenin ne olduğunu anlamadığı şeyler söyledi durdu. Kendisi de hatırlamadı sonra. 71 yaşındaydı. 76 yaşında şimdi.
Monday, August 6, 2012
Kil açınız.
?erzellenler'in kil açmaya başladığı günlerdi. Yıllardır 'Senden bi bok olmaz' kıvamında bakan babasının gözleri şaşkınlıktan büyüdü mü, fal taşı gibi mi açıldı, rivayet çoktur.
Kıvrım kıvrım, renk renk, boy boy objeler, kopçalar, sürüngenler ve aşırı mevzun memeler tuhafın acayibi bir Bosch tablosu gibi duruyordu kaldırımda. İlginç olan şu ki, hava kararıp sokak lambaları yandıktan sonra bile Her?ellenler toplamaya gerek görmüyordu sergiyi. Daha da ilginç olan şu ki, gidip yatsa veya meyhanelerde sürtse dahi, şoparlar ve hurdacılar dahil kimseler elini sürmüyordu kıvrım kıvrım, renk renk, irili ufaklı benzersiz hayvanlar, eşya kılıklı çarpık nesneler, rüyadan kaçmış örgütlü akıl mıcırlarına.
Derken bir gün bir kazık araç durdu serginin hemen berisinde. Şoför kılıklı koruma (koruma görevli zebani bozması) kapıyı açtı. Yemin ediyorum filmlerdeki gibi iki mis bacak in in bitmedi. Bakın benim bacaklarım ne kadar güzel, ne kadar arzulanıcı, ne kadar bakımlı vs anı mahalledeki insanların zihninde cinsel suçlara göz kırptı.
Bacakların bitiştiği beden, allahı var, başka gösterilere 52 haftalık dizi yaptırabilirdi ama konumuz bu değil.
?erzelle?ler görmedi bile. Yani o an görmedi. Elindeki Dick Tracy kitabını milyonuncu kez incelemekteydi. Kadınsa sergiyi oracıkta yiyecek gibiydi.
İşte o ara çıktı 'senden bi bok olmaz' kıvamını çoktan bırakmış babası, 'of, bu ne ya' bakışlarıyla ortaya...
Ellerini ovuşturmadı ama ovuşturacak olsaydı, ovuşturduğu, elleri olmayacaktı.
Kıvrım kıvrım, renk renk, boy boy objeler, kopçalar, sürüngenler ve aşırı mevzun memeler tuhafın acayibi bir Bosch tablosu gibi duruyordu kaldırımda. İlginç olan şu ki, hava kararıp sokak lambaları yandıktan sonra bile Her?ellenler toplamaya gerek görmüyordu sergiyi. Daha da ilginç olan şu ki, gidip yatsa veya meyhanelerde sürtse dahi, şoparlar ve hurdacılar dahil kimseler elini sürmüyordu kıvrım kıvrım, renk renk, irili ufaklı benzersiz hayvanlar, eşya kılıklı çarpık nesneler, rüyadan kaçmış örgütlü akıl mıcırlarına.
Derken bir gün bir kazık araç durdu serginin hemen berisinde. Şoför kılıklı koruma (koruma görevli zebani bozması) kapıyı açtı. Yemin ediyorum filmlerdeki gibi iki mis bacak in in bitmedi. Bakın benim bacaklarım ne kadar güzel, ne kadar arzulanıcı, ne kadar bakımlı vs anı mahalledeki insanların zihninde cinsel suçlara göz kırptı.
Bacakların bitiştiği beden, allahı var, başka gösterilere 52 haftalık dizi yaptırabilirdi ama konumuz bu değil.
?erzelle?ler görmedi bile. Yani o an görmedi. Elindeki Dick Tracy kitabını milyonuncu kez incelemekteydi. Kadınsa sergiyi oracıkta yiyecek gibiydi.
İşte o ara çıktı 'senden bi bok olmaz' kıvamını çoktan bırakmış babası, 'of, bu ne ya' bakışlarıyla ortaya...
Ellerini ovuşturmadı ama ovuşturacak olsaydı, ovuşturduğu, elleri olmayacaktı.
Subscribe to:
Posts (Atom)